Ana içeriğe atla

Beklenti

 



    "Bekleyişler son bulduğunda hayat sıkıcı bir hal alır."


    2 dakika önce izlemek için açtığım video bu yazıyla karşıladı beni. Yazma isteğimi harekete geçirdi. Yazarken düşünmek ve bir sonuca varmak her zaman mutlu etmiştir. Rutinlerden ibaret yaşamımda hayallerim ayakta tutuyor. Geleceğe dair umutlarım ve beklentilerim var. Rutinlerden sıyrılmama sebep olan güzel birtakım kariyer planlarım... Bunları düşünmek bile keyif veriyor. 

    Yağmur sonrası açan güneşi hep sevmişimdir. Bu da onun gibi bir durum. Yağmuru çok sevsem de karanlıklardan gelen aydınlık umut dolduruyor içimi. Benim için en güzel havanın tanımı bu; yağmur sonrası açan güneş. Öyle berrak, öyle temiz. Çalışmalarım sonrası alacağım verim de böyle hissettiriyor. Bunu başarabileceğime olan inancım var. Kendime olan inancımı henüz yitirmedim, bu da motive olmamı sağlıyor. Hayattan, hatta günlük rutinlerimden bile keyif alabilecek anlar yaratıyorum kendime. Müzikler bambaşka alemlere sürüklerken eskiden hiç sevmeden yaptığım ev işleri bile mutlu ediyor. Temizliğin huzuru dolduruyor içimi ve değişime sürüklüyor. Bazen değişim yapmak için çok büyük etkenlerin gerektiğini düşünürüz ama asıl değişim kendi içimizde başlar. Biz değişirsek değişir dünya. Beklemede kal...







Yorumlar

  1. Güzel bir paylaşım olmuş. Değişim kendi içimizde başlar gerçekten. Ben hala ev işlerini sevmeden yapıyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Düzenden hoşlanmaya başladıkça sevmeye başladım ben de, yorumlar için teşekkürler :)

      Sil
  2. eveet haklısın tabii, beklenti olmazsa insan yataktan bile çıkmak istemez :) beklenti de iyi değil aynı zamanda :) demekkii, beklemeden beklemek lazım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Çok doğru, beklemeden beklemek :D Her şey kararında güzel

      Sil
  3. Ne güzel pozitif bir paylaşım olmuş, umut dolu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pozitif hissettirebildiyse yazım ne mutlu bana <3 :))

      Sil
  4. Bekleyiş dediğimiz şeyin diğer adı, umut. Umut olmaksızın yaşanılan bir hayat da denilen gibi sıkıcıdır. Her zaman umut dolu olmak istesem de bazen, yeise düşüyorum. Umutsuzlukla hayat, sıkıcı olmaktan daha ziyade boğuculaşıyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Emek ve Değer

       Haftasonu ablamların ittirmesiyle Ege'de ilk kez zeytin toplama işine giriştim. Hem evde boş boş oturup ekran süremi daha da arttırmayıp hem de oksijen alayım dedim. Tedbili mekanda ferahlık vardır sözüne uyup çıktık yola. Başlarda her şey çok güzel gidiyordu, tırmıklarla zeytinleri indirmeler, biraz sitemler ve söylenmelerle yere saçılanları toplayıp kovalara doldurmalar... Ama normal yaşantımda az hareket edip spor da yapmayan, fiziksel aktivitesi sadece bir odadan bir odaya yürümekle sınırlı olan biri olduğum için malumunuz 1 saatte yorulmaya başladım. Hırslıyım ama devam ettim, sıcağı sıcağına fiziksel ağrı da pek hissedilmiyor. Oradan oraya koşturup durdum. Acısı bir gün sonra çıkacakmış fark edemedim.      Açık havada en sevdiğim şey kahvaltı, sohbet muhabbetle kahvaltı da edildi. Çaylar, kahveler de içildi. Kahve içip bir yandan zeytinleri dalından ayırırken de bu miniğe rastlandı. Sarılmış bir zeytin dalına kamufle etmiş kendini. Dalında...

Sonu Gelmeyen Planlar

   "Hayat; siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir." 

Kendime Kısa Bir Not

           Heyecan, tutku, çılgınca şeyler yapma isteği ve daha bir sürü duygu..      Çoğumuz özeniriz filmler, diziler, kitaplar hatta şarkı kliplerindeki o çılgınca yaşamlara. Yaşamak isteriz biz de öyle doyasıya. Cesaret denen şey devreye girdiğindeyse geri çekilir bakmakla yetiniriz sadece bunu başarmış insanlara. İçimizde çıkmayı bekleyen, bilinçaltına itelediğimiz şeyleri su yüzüne çıkarmaktan korkarız. Oysa ki bunu yapabilen insanları hep yadırgarız, belki de sapkın ya da deli diye nitelendiririz. 

Into The Wild

      Uzun zamandır filmler hakkında yazı yazmadığımı fark ettim, hele de son zamanlarda bu kadar sık film izlerken. Hayret doğrusu izlediklerim hakkında sohbet etmekten de inanılmaz keyif alırım. Son zamanlarda filmlerin yanında eski Türk dizilerini izlemeye başladım. Artık yabancı dizilerde yeteri kadar sıcaklığı hissedemiyorum sanırım. Avrupa Yakası'nı izlemek uzun zamandır aklımdaydı. İlk yayınlandığında daha ilkokul öğrencisi olduğum ve ardından uzun zaman önyargılı yaklaştığımdan olsa gerek şu yaşıma kadar bakmamıştım. Bir başladım tam oldu. Şu an her yerde Gülse Birsel ve Şenay Gürler hayranlığımı dile getiriyorum. Her neyse konu dizi/filmler olunca konudan konuya atlamaya başlamışım yine. Bak ne anlatacaktım nelerden bahsettim.