Ana içeriğe atla

Lovely Complex

 


    

    Anime denilince aklıma gelen ilk anime kesinlikle Lovely Complex. Hem eğlendiren, eğlendirirken duygulandıran, lise özlemini depreştiren ve daha birçok duyguyu seyircisine aktarabilen bir seri. Başrol kızımızla erkeği arasındaki komik diyaloglar sayesinde nasıl başlayıp nasıl bitirdiğimi anlayamadım desem yeridir.   

     

    Lise zamanlarını biliriz, ilk aşklar, ilk heyecanlar... O zamanlar kıymeti bilinmeyen, sonrasında hatırlandığında ise yüzde tebessüm bırakan anılara ve gerçek dostluklara sahiptir. Lovely Complex de lise maceralarına şahit olacağımız ikilinin aşk hikayesine dayanmakta. 

    Alışkınız genelde erkeklerin uzun olup kadınların daha kısa olduğu çiftlere. Bu animede ise tam tersi bir durum söz konusu. Koizumi Risa yaklaşık 1.72 cm uzunluğunda, Ootani Atsushi ise 1.56 cm uzunluğunda bir boya sahip ve ikisi de bu özelliklerini kompleks haline getirmiş. Özellikle Risa'nın yeni okul döneminde 1-2 cm boy atıp Ootani'nin ise mm uzadığını gördüğündeki tepkisi çok eğlenceliydi. İkili de bu durumlarından dolayı okulda komedi çifti olarak anılmakta, tartışmalı bir arkadaşlık ilişkisi yaşamaktadırlar. Ama biliriz ki duygular her zaman aynı şekilde devam etmez. O zaman bırakalım da aksın bölümler...

    Daha fazla spoiler vermeden 2-3 kez baştan sona izlemiş biri olarak bu ikilinin eğlenceli, kapışmalı, ağlatmalı, kıskançlık krizleriyle dolu sahnelerini izlemenizi şiddetle tavsiye ederim, şimdiden iyi seyirler. Siz de benim gibi anime izlemeyi sevenlerdenseniz yorumlarda tavsiyelerinizi belirtmeden geçmeyiniz, mutlu kalın :) 






Görsel; https://lovelycomplex.fandom.com/wiki/Volume_16





Yorumlar

  1. Çok sevdiğim animelerden biri. Hatırladıkca insanın yüzünde tebessüm bırakıyor. 😊

    YanıtlaSil
  2. oleey saol yaa hem anime hem lise, en sevdiğim :) izlicem tabiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çook eğlenceli gerçekten :D İzlersen yorumlarını beklerim :)

      Sil
  3. Selam uzun zamandır yoktum yeni bir blogla geri döndüm sizi takipteyim. Rica etsem sizde bloguma bi göz atıp takip eder misiniz ? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selammm :) Görüldüğü üzere ben de bayağıdır yoktum, hemen blogunuza göz atıyorum :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Emek ve Değer

       Haftasonu ablamların ittirmesiyle Ege'de ilk kez zeytin toplama işine giriştim. Hem evde boş boş oturup ekran süremi daha da arttırmayıp hem de oksijen alayım dedim. Tedbili mekanda ferahlık vardır sözüne uyup çıktık yola. Başlarda her şey çok güzel gidiyordu, tırmıklarla zeytinleri indirmeler, biraz sitemler ve söylenmelerle yere saçılanları toplayıp kovalara doldurmalar... Ama normal yaşantımda az hareket edip spor da yapmayan, fiziksel aktivitesi sadece bir odadan bir odaya yürümekle sınırlı olan biri olduğum için malumunuz 1 saatte yorulmaya başladım. Hırslıyım ama devam ettim, sıcağı sıcağına fiziksel ağrı da pek hissedilmiyor. Oradan oraya koşturup durdum. Acısı bir gün sonra çıkacakmış fark edemedim.      Açık havada en sevdiğim şey kahvaltı, sohbet muhabbetle kahvaltı da edildi. Çaylar, kahveler de içildi. Kahve içip bir yandan zeytinleri dalından ayırırken de bu miniğe rastlandı. Sarılmış bir zeytin dalına kamufle etmiş kendini. Dalında...

Sonu Gelmeyen Planlar

   "Hayat; siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir." 

Kendime Kısa Bir Not

           Heyecan, tutku, çılgınca şeyler yapma isteği ve daha bir sürü duygu..      Çoğumuz özeniriz filmler, diziler, kitaplar hatta şarkı kliplerindeki o çılgınca yaşamlara. Yaşamak isteriz biz de öyle doyasıya. Cesaret denen şey devreye girdiğindeyse geri çekilir bakmakla yetiniriz sadece bunu başarmış insanlara. İçimizde çıkmayı bekleyen, bilinçaltına itelediğimiz şeyleri su yüzüne çıkarmaktan korkarız. Oysa ki bunu yapabilen insanları hep yadırgarız, belki de sapkın ya da deli diye nitelendiririz. 

Into The Wild

      Uzun zamandır filmler hakkında yazı yazmadığımı fark ettim, hele de son zamanlarda bu kadar sık film izlerken. Hayret doğrusu izlediklerim hakkında sohbet etmekten de inanılmaz keyif alırım. Son zamanlarda filmlerin yanında eski Türk dizilerini izlemeye başladım. Artık yabancı dizilerde yeteri kadar sıcaklığı hissedemiyorum sanırım. Avrupa Yakası'nı izlemek uzun zamandır aklımdaydı. İlk yayınlandığında daha ilkokul öğrencisi olduğum ve ardından uzun zaman önyargılı yaklaştığımdan olsa gerek şu yaşıma kadar bakmamıştım. Bir başladım tam oldu. Şu an her yerde Gülse Birsel ve Şenay Gürler hayranlığımı dile getiriyorum. Her neyse konu dizi/filmler olunca konudan konuya atlamaya başlamışım yine. Bak ne anlatacaktım nelerden bahsettim.