Ana içeriğe atla

Yeni Başlayanlar İçin Derin Mavi Deniz



 

    Hani hep sorarlar ya “Hayatınızı değiştiren bir kitap, film, cümle vs. var mı?” diye, bu kitapla tanışana kadar böyle bir şeyin olabileceğine inanmazdım. Bir kitabın, herhangi bir cümlenin kişinin hayatına bu kadar etki edebilmesi konusu imkânsız gelirdi. Birçok klasik okudum , hepsinin hayata bakış açıma olan katkısını es geçmek imkansız fakat bu kitap benim kendimi bulma sürecimde başköşemde duracak.

    Luanne Rice tarafından kaleme alınan kitap bir ailenin yaşam serüvenini bize anlatıyor. Kitabın baş karakterlerinden Lyra Davis yıllar önce ailesinin yüksek sosyete çevresini, kariyerini, isteklerini bırakarak sevdiği bir adamla evlendi. Bu evlilikten Pell ve Lucy isminde iki çocuğu dünyaya geldi. Güzel giden bir yaşamları varken Lyra’nın içsel buhranları, krizleri, engellenmiş istekleri yoğunlaşmaya başladı. İçinde bir yanda kaçıp gitme isteği, diğer yandan kendisine bağımlı olan 2 kızı ve sorumlu olduğu bir aile… Şiddetle devam eden buhranlar intihar eşiğine sürüklediğinde Lyra’nın bir karar vermesi gerekiyordu. Ya ailesini terk edecek ya da kendini bulamayacaktı. Lyra kalbinin arzularına karşı çıkamadı ve her şeyi geride bırakarak asıl benliğini, kendini bulmak için Capri adasına yolculuğa çıktı.

    Kitapta beni en çok etkileyen süreç kesinlikle Lyra’nın kendini bulmak için çabalama süreciydi. Kendi isteklerimizin farkına varmadan toplumun beklentilerine uyarak ya da tam tersi karşı çıkmak için verdiğimiz kararlar geri dönülmesi zor yollara girmemize neden oluyordu. Kendimizi bilmeden başkalarını bilmeye, onları tanımaya çalışıyorduk. Gerçekten biz kimiz bu hayatta, ne için varız, ne yapmalıyız, olduğumuz yer bizi memnun ediyor mu? Bir şey yapmadan önce sor kendine “Bunu gerçekten ben mi istiyorum, yoksa topluma karşı bir savaş mı açıyorum?” Peki ya siz kendinizi bulmak için nelerden vazgeçer, ne kadar ileriye gidersiniz?

İçinizdekini kazandığınızda, sahip olduğunuz sizi kurtaracaktır. Eğer ona sahip değilseniz, içinizde sahip olmadığınız şey, sizi öldürecektir.

    Fazla bilinmeyen kitapları keşfetmekten hoşlanırım, hele de böyle bir etki bıraktığında. Alın ve okuyun, pişman olacağınızı düşünmüyorum.

Yorumlar

  1. Kişinin kendini bulma macerası çok güzel okuma keyfi veriyor tanıtım için çok teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle, o yolda kendine kattığın değerlere paha biçilemez :) Yorumun için ben teşekkür ederimmm :))

      Sil
  2. Güzel bir kitaba benziyor. 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aksini iddia etmem biraz haksızlık olur :)

      Sil
  3. Konusu tam benim ilgi alanım kesinlikle okuyacağım☺️

    YanıtlaSil
  4. aa bak son yazımın konusu bu, hayat değiştiren kitap, kitabın ismi de ne güzelmiş, okuncaklar listesine aldım saol :)

    YanıtlaSil
  5. blogunun saatini düzeltsen yaa. ayarlar saatler istanbul gmt 2 gibi bişey olcak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç fark etmemişim :D Çok teşekkürlerr :D

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Emek ve Değer

       Haftasonu ablamların ittirmesiyle Ege'de ilk kez zeytin toplama işine giriştim. Hem evde boş boş oturup ekran süremi daha da arttırmayıp hem de oksijen alayım dedim. Tedbili mekanda ferahlık vardır sözüne uyup çıktık yola. Başlarda her şey çok güzel gidiyordu, tırmıklarla zeytinleri indirmeler, biraz sitemler ve söylenmelerle yere saçılanları toplayıp kovalara doldurmalar... Ama normal yaşantımda az hareket edip spor da yapmayan, fiziksel aktivitesi sadece bir odadan bir odaya yürümekle sınırlı olan biri olduğum için malumunuz 1 saatte yorulmaya başladım. Hırslıyım ama devam ettim, sıcağı sıcağına fiziksel ağrı da pek hissedilmiyor. Oradan oraya koşturup durdum. Acısı bir gün sonra çıkacakmış fark edemedim.      Açık havada en sevdiğim şey kahvaltı, sohbet muhabbetle kahvaltı da edildi. Çaylar, kahveler de içildi. Kahve içip bir yandan zeytinleri dalından ayırırken de bu miniğe rastlandı. Sarılmış bir zeytin dalına kamufle etmiş kendini. Dalında...

Sonu Gelmeyen Planlar

   "Hayat; siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir." 

Kendime Kısa Bir Not

           Heyecan, tutku, çılgınca şeyler yapma isteği ve daha bir sürü duygu..      Çoğumuz özeniriz filmler, diziler, kitaplar hatta şarkı kliplerindeki o çılgınca yaşamlara. Yaşamak isteriz biz de öyle doyasıya. Cesaret denen şey devreye girdiğindeyse geri çekilir bakmakla yetiniriz sadece bunu başarmış insanlara. İçimizde çıkmayı bekleyen, bilinçaltına itelediğimiz şeyleri su yüzüne çıkarmaktan korkarız. Oysa ki bunu yapabilen insanları hep yadırgarız, belki de sapkın ya da deli diye nitelendiririz. 

Into The Wild

      Uzun zamandır filmler hakkında yazı yazmadığımı fark ettim, hele de son zamanlarda bu kadar sık film izlerken. Hayret doğrusu izlediklerim hakkında sohbet etmekten de inanılmaz keyif alırım. Son zamanlarda filmlerin yanında eski Türk dizilerini izlemeye başladım. Artık yabancı dizilerde yeteri kadar sıcaklığı hissedemiyorum sanırım. Avrupa Yakası'nı izlemek uzun zamandır aklımdaydı. İlk yayınlandığında daha ilkokul öğrencisi olduğum ve ardından uzun zaman önyargılı yaklaştığımdan olsa gerek şu yaşıma kadar bakmamıştım. Bir başladım tam oldu. Şu an her yerde Gülse Birsel ve Şenay Gürler hayranlığımı dile getiriyorum. Her neyse konu dizi/filmler olunca konudan konuya atlamaya başlamışım yine. Bak ne anlatacaktım nelerden bahsettim.