Ana içeriğe atla

Anne with an E

 




    Karantina dönemlerinde içinizi daha da sıkan, sizi bunaltan, mutsuzluk veren dizilerden sıkıldım diyorsanız Anne with an E dizisi tam da size göre! Bu dizinin insana huzur verdiğini çok rahat bir şekilde ifade edebilirim. Dizinin konusuna gelecek olursak bu dizi aslında bir kitap uyarlaması.  E, L.M. Montgomery tarafından 1908’de yazılan ‘Anne of Green Gables’ kitabı 2017 yılında Netflix aracılığıyla seyircilerin karşısın çıktı. 2020'de final yapan dizi ne yazık ki 3 yıl sürdü. Kitabını henüz okuma fırsatım olmadı, sizler okuduysanız görüşleriniz neler, diziyle birebir aynı mı yoksa esinlenilmiş mi?

    Dizi Anne adındaki anne ve babasını küçük yaşta kaybetmiş, yetimhanede ve bazı kişilerin evinde hizmetçilik yaparak geçimini sağlayan bir kızın yanlışlıkla Cuthbert ailesiyle tanışmasıyla başlıyor. Yanlışlıkla dedim çünkü aile aslında ev işleriyle ilgilenmesi için bir erkek çocuğu istemişken karışıklık oluyor ve yerine Anne geliyor. Dizinin serüveni de bu şekilde başlıyor.    

    Dizinin en sevdiğim yanları toplumsal olayların çarpıcı bir şekilde işlenmesi, jenerik müzik, dönem kıyafetleri ve o zamandaki yaşam şartlarını büyüleyici bir şekilde bize sunmalarıdır. Ortam o kadar güzel hazırlanmış ki sizin de içinizde zaman zaman Anne gibi başınıza şapka takıp, çiçeklerle süsleyip doğada gezme isteği uyandırıyor. Gördüğüm kadarıyla yapılan tatlılar da izleyiciler tarafından denenmek istenmiş. Anne'in pozitifliği, başından geçen trajik olayların üzerindeki etkisi, çevresindeki insanları kendisine bağlaması son derece güzeldi. 

    Dizi hakkındaki olumsuz görüşlerimin en başında kesinlikle erken finaldi. Akılda klan cevaplanmamış sorular bıraktı ve tatmin edici olmadı. Bir de Anne'in bazı karakteristik özellikleri de sizi izlerken "Yapma ama o sana karşı böyle davranmıyordu!" demek durumunda bırakabilir. 

    Yazımı spoiler vermemek için detaylardan kaçınarak yazmaya çalıştım. Diziyi mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Daha sonra gelip görüşlerini belirtmeyi unutman. Diziye puanım 10/8,5. İzleyenler bu diziye 10 üzerinden kaç verirdiniz? 

    


Görsel:webtekno.co











Yorumlar

  1. diziyi izledim, şimdi de ilk cildini aldım, bunun gibi bir dizi daha var, katie morag :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabını da çok isterim, öneri için teşekkürler :D Kesinlikle bakacağımm <3

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Emek ve Değer

       Haftasonu ablamların ittirmesiyle Ege'de ilk kez zeytin toplama işine giriştim. Hem evde boş boş oturup ekran süremi daha da arttırmayıp hem de oksijen alayım dedim. Tedbili mekanda ferahlık vardır sözüne uyup çıktık yola. Başlarda her şey çok güzel gidiyordu, tırmıklarla zeytinleri indirmeler, biraz sitemler ve söylenmelerle yere saçılanları toplayıp kovalara doldurmalar... Ama normal yaşantımda az hareket edip spor da yapmayan, fiziksel aktivitesi sadece bir odadan bir odaya yürümekle sınırlı olan biri olduğum için malumunuz 1 saatte yorulmaya başladım. Hırslıyım ama devam ettim, sıcağı sıcağına fiziksel ağrı da pek hissedilmiyor. Oradan oraya koşturup durdum. Acısı bir gün sonra çıkacakmış fark edemedim.      Açık havada en sevdiğim şey kahvaltı, sohbet muhabbetle kahvaltı da edildi. Çaylar, kahveler de içildi. Kahve içip bir yandan zeytinleri dalından ayırırken de bu miniğe rastlandı. Sarılmış bir zeytin dalına kamufle etmiş kendini. Dalında...

Sonu Gelmeyen Planlar

   "Hayat; siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir." 

Kendime Kısa Bir Not

           Heyecan, tutku, çılgınca şeyler yapma isteği ve daha bir sürü duygu..      Çoğumuz özeniriz filmler, diziler, kitaplar hatta şarkı kliplerindeki o çılgınca yaşamlara. Yaşamak isteriz biz de öyle doyasıya. Cesaret denen şey devreye girdiğindeyse geri çekilir bakmakla yetiniriz sadece bunu başarmış insanlara. İçimizde çıkmayı bekleyen, bilinçaltına itelediğimiz şeyleri su yüzüne çıkarmaktan korkarız. Oysa ki bunu yapabilen insanları hep yadırgarız, belki de sapkın ya da deli diye nitelendiririz. 

Into The Wild

      Uzun zamandır filmler hakkında yazı yazmadığımı fark ettim, hele de son zamanlarda bu kadar sık film izlerken. Hayret doğrusu izlediklerim hakkında sohbet etmekten de inanılmaz keyif alırım. Son zamanlarda filmlerin yanında eski Türk dizilerini izlemeye başladım. Artık yabancı dizilerde yeteri kadar sıcaklığı hissedemiyorum sanırım. Avrupa Yakası'nı izlemek uzun zamandır aklımdaydı. İlk yayınlandığında daha ilkokul öğrencisi olduğum ve ardından uzun zaman önyargılı yaklaştığımdan olsa gerek şu yaşıma kadar bakmamıştım. Bir başladım tam oldu. Şu an her yerde Gülse Birsel ve Şenay Gürler hayranlığımı dile getiriyorum. Her neyse konu dizi/filmler olunca konudan konuya atlamaya başlamışım yine. Bak ne anlatacaktım nelerden bahsettim.